
kim olduğunu biliyorsan söylesen . . ah yağmur dönerken kara . şarkılar var falımda, hepsi sana bu gece Ankara..
Shake shake shake Señora ♥●•٠·˙ " Amore è cieco!♥


çocuk olmak ne güzel şey ya da çocuk kalabilmek,hala içinde bi çocuk yaşatmak ya da..bu fotoğrafı gördüğüm an annem geldi aklıma..çok önceye çocukluğuma falan gitmedim, gayet yakın tarih bundan 10gün öncesinde oldu galiba anlatacağım bu an(ı) (: efendim bilenler bilir ;daha anılarımı sevgili bloğumda paylaşamasamda 21-28ağustos arası italya idik annem ben ve esoşum.turla gittik italyaya tabi bizden hariç 54 kişi vardı dolayısıyle zamanla gruplaşmalar,kaynaşmalar oldu:) işte bizim orda tanıştığımız sevgili sena tam aşk çeşmesinin önünde tutturdu bu baloncuk yapan aletlerden alcam diye.. tabi zamane aletleri artık farklı bizim çocukluğumuzda yandaki yavrucakların elindeki üflemeli alet var idi,şimdi ise su tabancası gibi bişey yapmışlar .bu alet seri olarak hızlı bir şekilde baloncuk üretiyo ne kaa hoş di mii..hoş hoş da kime göre hoş ?çocuklar ve tabiki çocuk kalanlar için..senaya sevgili annesi saadet teyzeciğimiz bu aletten aldı fekat ne yazık ki bizim grup bu aleti çalıştıramadı hatta sanırsam bi güzel de bozdular bi yerlerini.tipleri görün bi! gruptaki herkesin eli kolu deterjanlı su içinde.. gruptakiler 16 ve 21 yaşlarında diğerleri 5o üstü bayanlar:)ve bunlar olurken saat gece yarısına geliyor daha da komiği romada bir otelin önündeyiz ..rezillik mi dersiniz komedi mi bilemiyorum artık..peki bunla kalındı mı hayırrr.. o alet tekrar bulundu iki tane daha alındı bu sefer başarıyla çalıştırıldı peki bunu yaparken nerdeyiz roma leonardo da vinci havaalanındayız.. annem ve aynur teyze ,senanın elinden aletleri almışlar gecenin bi yarısı havaalanında baloncuk yapıyolar çok romantik değil mii.. :)) işte benim böyle bi annem var sevgili blog ve okurlar biz onlara GEÇ ERGENLER diyoruz (:

birçok şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiçbir şey hatırlatmaz. Sesimiz, hafızamızda tek bir ışık bile yakmaz. Kendi sesimiz bize yabancıdır. Kendi kokumuzu da alamayız. Kokumuz da yabancıdır bize. Bu kadar yakın olup da sesine ve kokusuna yabancı olduğumuz tek insan kendimiziz. Belki de bu yüzden kendimizi tanımayız. Belki de bu yüzden bir başka insanın sesine ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. Belki de bu yüzden aşık oluyoruz. Belki de, bir başkasının sesini ve kokusunu kendi sesimizin ve kokumuzun yerine koymaya, bir başkasının sesini ve kokusunu bir parçamız gibi hissetmeye aşk diyoruz. Belki de, sevdiğimiz insanın sesine doğru akıp gitmemiz, aslında kendimize doğru yaptığımız bir yolculuk. Kendi sesimize ve kokumuza hafızamızda yer yok. Biz kendimize yabancıyız. O yüzden başkalarının sesiyle sevinip, başkalarının sesiyle acı duyuyoruz. Aşkı aramak, hep kendi sesimizi, kendi kokumuzu aramak belki. bizi dolaştıracak bir kılavuzu bulmaya çalışmak.. Terkedildiğimizde duyduğumuz acı, bir parçamızı kaybetmekten. Terkettiğimizde ardımızda bıraktığımız keder, terkettiğimiz insanın sesini ve kokusunu kendimizle birlikte götürerek geride bıraktığımız boşluktan. Aşkı yaşarken bunu hiç bitmeyeceğini sanmamız, bize bağışlanan büyük yanılgı sonucu, aşık olduğumuz insanın sesini ve kokusunu kendi parçamız sanmamızdan. Sesler ve kokular olmasa geçmişimiz olmazdı. Sesler ve kokular olmasa aşklar olmazdı. Sesler ve kokular olmasa acılar ve sevinçler olmazdı. Aşk kendimizin sandığımız bir sesin ve kokunun aslında bize ait olmadığını, bir başkasının sesi ve kokusu olduğunu anladığımız zaman . Yanıldığımız sürece aşığız biz. Seslerini kokularını istediklerimizin, vücutlarını da isteyeceğiz. Seni seviyorum dediğimizde, sen benim sesim ve kokumsun demek isteyeceğiz. Kendi hafızamızda başkalarının sesleri ve kokularını kılavuz yapıp dolaşabileceğiz ancak. Kendi geçmişimize ancak başkalarıyla ulaşabileceğiz. Aşk tanrısı, dünyayı yanılın emriyle yaratacak. Hep yanılacağız. Hep yanılıp yanıldığımız için hep acı çekeceğiz. Ama sevinçlerimizi de bu yanılgıya borçlu olacağız. Anıldığımız sürece seveceğiz. Sonra yanıldığımızı anlayacağız. Ve gidip yeniden yanılacağız.. |
| Ahmet Altan |
....................
'..dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık
konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında
duruyordu aramızda
oysa konuşsak, ya da dokunsak birbirimize
çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık
batık gemilerin deniz diplerini saran
umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze
birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden
ürküyorduk
bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında
bilmeden
birbirimize doğru ilerliyorduk.."
Çok severim Murathan Mungan'ın bu şiirini.. Hissediklerimi anımsatır bana zaman zaman..