Perşembe, Kasım 25, 2010

hepsi sana bu gece Ankara..


kim olduğunu biliyorsan söylesen . . ah yağmur dönerken kara . şarkılar var falımda, hepsi sana bu gece Ankara..

yok olmuyo böyle devam edemiyorum düzeltmem lazım kendime çeki düzen vermem lazım.. ama nasıl, nasıl?
korkuyorum.. hiç bu kadar korkmamıştım ki ben..neyden mi? kendimden.kendimi sorgulamaktan. nasılsın sorusunun bile cevabını veremiyorum artık ben.niye? soramıyorum içime sorsam kim bilir nasıl söver bana..unuttum ben içimdekini susturdum hep; dur dedim ,yapma dedim, sus dedim.. olmaz, sakın..hiç söz hakkı vermedim..

arada patlama noktalarım vardır benim ama kaçıştır aslında bi bakıma. o patlayış zamanını aslında ben yönlendiririm..isterim ama oluruna bırakırım.eminimdir ,bulurum ağlayacağım bir omuz.öylesine biri de değildir o omuzun sahibi.yakınımdır hayatımdadır hakikattir o. bazen de imkansızdır..ama imkansız görüneni daha çok istersin..o imkansız görünen aniden sıyrılıverir uzaktaki o yerinden geri gelir..

arada olanlar, mesafeler, soğukluklar tüm olumsuzluklar aşılır bir anda..bi anda karşınızda bulursunuz parmaklarınızla tutabilecek kadar, göz bebeklerinizi zorlamayacak kadar ,sesini duymak için çaba harcamayacağınız kadar yakına..o anın sonu başı anlamsızlaşır sadece o an vardır artık..içinizde birikenleri bile unuttuğunuz sadece onu dinlemeye daldığınız o an..başta huzursuz sonunda huzura kavuşmuş rahatlamış bi sen çıkar üstelik..sonunda gelip yatağa kıvrılıp yattığınızda dudaklarınız da mutlulukla kıvrılır öyle dalarsınız uykuya. alınan verilen sözcükler cümleler sadece..ama o sözcükler cümleler huzurdur mutluluktur...

Cuma, Ekim 22, 2010

..hepsi aynı ruhta


mutlu olmak, mutlu olamamak, mutlu olmayı istemek, bir zamanlar mutlu olmak, mutlu olduğunu düşünmek ama aslında olmamak, mutlu mutlu mutlu... mutluluğa ait hangi his var içimde diye düşündüm dün gece hepsinden de biraz var galiba , biraz karmaşık yani..

aynı hissin türevleri,hepsi aynı ruhta..

mutlu olmak için ne gerekir peki?

sağlık huzur sevgi mutsuz olmadığını düşünmek
aşk başarmak haz almak gülümseyebilmek....

e bunlar az çok var bende ama niye ben mutlu değilmişim gibi hissediyorum ya da tam mutlu değilim derken niye bi anda her şey kusursuz gibi gözükebiliyor gözüme.. ya da neden bi anda tuz buz oluyor.. zaman geçiyor ve insan gençleşmiyor malesef, gittikçe yoruluyor, yoruldukça "mutlu olmak" eylemi daha da kıymete biniyor. bazı zamanlar oluyor ki "neyse parası vercem valla"durumunda buluyor insan kendini.. bu aralar ben ve canım arkadaşlarımın bir çoğu bu durumdayız.. söyleyin kardeşim, valla neyse parası vercez!!!

Perşembe, Eylül 09, 2010

onyüzbinmilyon baloncuk ve geç ergenler.. (:

çocuk olmak ne güzel şey ya da çocuk kalabilmek,hala içinde bi çocuk yaşatmak ya da..bu fotoğrafı gördüğüm an annem geldi aklıma..çok önceye çocukluğuma falan gitmedim, gayet yakın tarih bundan 10gün öncesinde oldu galiba anlatacağım bu an(ı) (: efendim bilenler bilir ;daha anılarımı sevgili bloğumda paylaşamasamda 21-28ağustos arası italya idik annem ben ve esoşum.turla gittik italyaya tabi bizden hariç 54 kişi vardı dolayısıyle zamanla gruplaşmalar,kaynaşmalar oldu:) işte bizim orda tanıştığımız sevgili sena tam aşk çeşmesinin önünde tutturdu bu baloncuk yapan aletlerden alcam diye.. tabi zamane aletleri artık farklı bizim çocukluğumuzda yandaki yavrucakların elindeki üflemeli alet var idi,şimdi ise su tabancası gibi bişey yapmışlar .bu alet seri olarak hızlı bir şekilde baloncuk üretiyo ne kaa hoş di mii..hoş hoş da kime göre hoş ?çocuklar ve tabiki çocuk kalanlar için..senaya sevgili annesi saadet teyzeciğimiz bu aletten aldı fekat ne yazık ki bizim grup bu aleti çalıştıramadı hatta sanırsam bi güzel de bozdular bi yerlerini.tipleri görün bi! gruptaki herkesin eli kolu deterjanlı su içinde.. gruptakiler 16 ve 21 yaşlarında diğerleri 5o üstü bayanlar:)ve bunlar olurken saat gece yarısına geliyor daha da komiği romada bir otelin önündeyiz ..rezillik mi dersiniz komedi mi bilemiyorum artık..peki bunla kalındı mı hayırrr.. o alet tekrar bulundu iki tane daha alındı bu sefer başarıyla çalıştırıldı peki bunu yaparken nerdeyiz roma leonardo da vinci havaalanındayız.. annem ve aynur teyze ,senanın elinden aletleri almışlar gecenin bi yarısı havaalanında baloncuk yapıyolar çok romantik değil mii.. :)) işte benim böyle bi annem var sevgili blog ve okurlar biz onlara GEÇ ERGENLER diyoruz (:

Pazar, Ağustos 15, 2010

şimdi sevmek zamanı



................................................
işte o an ,onu gördüğün ilk an yerle gök birleşir aşk olur...ve kimse çözemez gözlerini onun üzerinden..kenetlenilir.. eğer onun da dünyası o an tek boyuta inmişse; o an kıyamet kopsun isterse..sen varsındır ,sonra bir de o..gerisi masaldır ,gerisi leyli-lal...gün müdür, gece midir? sevmek zamanı mıdır ,gitmek zamanı mı bilinmez..bazen sevmek de gitmektir zaten.. kalmak istesek de gitmek..gitmeyi kabullenmek..gidersin sonra umut edersin..kim bilebilir ki senin her gece gökyüzünde yıldızlara bakıp onlara fısıldığını ,dilekler tuttuğunu ve kim bilebilir ki onun da aynısını yapmadığını..aynı sabaha uyanıp aynı geceye varmamış mısınızdır?o dilekler birer düş olsa da bu gerçek değil midir?ne olursa olsun şimdi sevmek zamanı değil mi?
...........................................

Çarşamba, Temmuz 21, 2010

...acı tatlı tat katanlar

Yazmak da bi o kadar yaşamak mıdır ya da okumak? Bir kitabı okurken ordaki baş karakter yerine geçmez miyiz hemen..Kitabın içine dalar ordaki bütün hadiseleri biz yaşarız üzülürüz ,güleriz , ağlarız.. Bütünleşiriz ilk sayfalardan sonra; aynı ben deriz, beni anlatmış.. Son yıllarda ( yaşımında ilerlemesiyle(: ) daha da beni anlatır oldu kitaplar sanki. Hangisini elime alırsam alıyım tek bir sözcük ya da bir cümle beni benden almaya yetiyor.Hayatımın tabu sözcükleri artık bu kadar sık girmeyin hayatıma, çıkmayın önüme rica ediyorum.. :) İnsan ömrü geçtikçe ve tecrübeler arttıkça hayata karşı,o kelimeler eksilmeyip artmaya devam etcek daha da sarcak etrafımı galiba..Varsın sarsınlar hayata acı tatlı tat katanlar onlar galiba..

Pazartesi, Temmuz 12, 2010

Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde...

Eveett..Şu an odamızdayız sevgili blog; ben, Hazal ve Gizem. Hazal şu anda Brida adlı aynı zamanda benim de favorilerimden olan bir kitabı okumakta, Gizot ve güneş yanıklarının uykucuğu geldi kestiriyolar, ben ise pc başında yine radyo açık en baba şarkılar dinliyor bir yandan sana yazıyorum..Şu anda Sezen Aksu Ben Sende Tutuklu Kaldım çalmakta. Bugün hava inanılmaz sıcak cehennem sıcakları, oturduğun yerde sırılsıklam olma durumundayız sürekli..Vee Hazalcığımla çok sevdiğimiz bir şarkı çalar radyoda "Gözyaşlarımızı bitti mi sandın?"..
Bugün boktan bi gün sevgili blogcum ve bu şarkılar bana çok da iyi gelmiyor aslında bir önceki yazımda bahsettiğim haleti ruhiyem bana döndü.. Yani;
"Bazen hayatın sigortası atar; ışıklar söner ve her yer karanlığa gömülür.Sesler sesler, nefesler nefeslere karışır, doğrular yalana bulanır.. Göz bebekleri büyür ,göz bebekleri küçülür.."

Cumartesi, Temmuz 10, 2010

hayal kurmak güzeldir..

İçimden geçenler olurdu bir zamanlar..Bir zamanlar dediysem çok uzak değil bundan bir kaç ay öncesi.Ve bugün farkettim ki içimden geçen bir şeyler yok.Uzun zamandır aşırı bir istekte bulunmuyor,bir heyecan uyandırmıyor, şöyle eskisi gibi çarpmıyor sevgili kalbim..Bugün akşam üzeri yürüyüşe çıktık.Kulağımda rastgele bir radyoda çalınan güzel şarkılar;eskiden bu şarkılar beni çok etkilerdi diye düşündüm hemen hemen hepsi (u)mutsuz olduğum zamanlarda bana gözyaşı döktürmüş olan şarkılardı.Denemek istedim ve kalbim daha hızlı çarpsın diye hızlı hızlı yürüdüm müziğin sesini biraz daha açtım oldukça soyutladım kendimi ortamdan kendimle başbaşa kaldım ama olmadı..İkisinin ritmi birleşir ayrı bir ritm oluştururdu önceleri..Acıtırdı canımı ama severmişim meğer şimdi farkediyorum.İçimdeki o ritm ruhumu farklı bir aleme sokardı hayaller kurardım ve o hayallerim bittikten sonra bile içimden geçenler bana ayrı bir haz verirdi sonuçta HAYAL KURMAK GÜZELDİ..

Salı, Haziran 29, 2010

Koku Ve Ses


Hayatımız boyunca duyduğunuz bütün sesler arasında en az tanıdığımız, daha doğrusu hiç tanımadığımız tek ses, kendi sesimizdir. Başka sesler bize
birçok şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiçbir şey hatırlatmaz.
Sesimiz, hafızamızda tek bir ışık bile yakmaz. Kendi sesimiz bize
yabancıdır. Kendi kokumuzu da alamayız. Kokumuz da yabancıdır bize.
Bu kadar yakın olup da sesine ve kokusuna yabancı olduğumuz tek insan
kendimiziz. Belki de bu yüzden kendimizi tanımayız. Belki de bu yüzden bir
başka insanın sesine ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. Belki de
bu yüzden aşık oluyoruz. Belki de, bir başkasının sesini ve kokusunu kendi
sesimizin ve kokumuzun yerine koymaya, bir başkasının sesini ve kokusunu
bir parçamız gibi hissetmeye aşk diyoruz. Belki de, sevdiğimiz insanın
sesine doğru akıp gitmemiz, aslında kendimize doğru yaptığımız bir
yolculuk.

Kendi sesimize ve kokumuza hafızamızda yer yok. Biz kendimize yabancıyız.
O yüzden başkalarının sesiyle sevinip, başkalarının sesiyle acı duyuyoruz.
Aşkı aramak, hep kendi sesimizi, kendi kokumuzu aramak belki.
bizi dolaştıracak bir kılavuzu bulmaya çalışmak..

Terkedildiğimizde duyduğumuz acı, bir parçamızı kaybetmekten. Terkettiğimizde ardımızda
bıraktığımız keder, terkettiğimiz insanın sesini ve kokusunu kendimizle
birlikte götürerek geride bıraktığımız boşluktan.
Aşkı yaşarken bunu hiç bitmeyeceğini sanmamız, bize bağışlanan büyük
yanılgı sonucu, aşık olduğumuz insanın sesini ve kokusunu kendi parçamız
sanmamızdan.
Sesler ve kokular olmasa geçmişimiz olmazdı. Sesler ve kokular olmasa
aşklar olmazdı. Sesler ve kokular olmasa acılar ve sevinçler olmazdı.
Aşk kendimizin sandığımız bir sesin ve kokunun aslında bize ait
olmadığını, bir başkasının sesi ve kokusu olduğunu anladığımız zaman
.
Yanıldığımız sürece aşığız biz.
Seslerini kokularını istediklerimizin, vücutlarını da isteyeceğiz. Seni
seviyorum dediğimizde, sen benim sesim ve kokumsun demek isteyeceğiz.
Kendi hafızamızda başkalarının sesleri ve kokularını kılavuz yapıp
dolaşabileceğiz ancak. Kendi geçmişimize ancak başkalarıyla
ulaşabileceğiz.
Aşk tanrısı, dünyayı yanılın emriyle yaratacak. Hep yanılacağız. Hep
yanılıp yanıldığımız için hep acı çekeceğiz. Ama sevinçlerimizi de bu
yanılgıya borçlu olacağız. Anıldığımız sürece seveceğiz. Sonra
yanıldığımızı anlayacağız. Ve gidip yeniden yanılacağız..

Ahmet Altan

Hoşbulduk Ankara (:

Krem şantili kocaman bir pasta gökyüzü...Güneş de var, sanırsın ki dev bir nazar boncuğu..Çok yağıyodu bizim oralar sırılsıklam oldum otobüse bininceye kadar ,haziranın sonundayız sözde! Ankara'ya yaklaştıkça güzelleşiyo hava; hava güzelleştikça yüzümde bir tebessüm ,iyi olcak gibi..Hani 2yıl önce oflaya puflaya geldiğim, şu sevmediğim Ankara; özlemişim..Başta sevmiyorum işte diye yakınırken "Zamanla seversin, her yerinde bi hatıran, seni bağlayan bişeyler olur" demişti bir zat. "Hıı tabii!!!" diye terslemiştim biraz. "Görücez zamanla.." demiş gülmüştü. Kendisi bilmiyo ama öyle oldu.Günler geçti Zeynep biraz daha sevdi Sayın Başkenti.. Yolun sonu Ankara , fallarda çıkan yollar bu yüzdenmiş.O zaman Hoşbulduk Ankara ben geldim (:

Cumartesi, Mayıs 08, 2010

mümkün ile imkansız..


"Kendi kaderim kendi ellerimdeydi !" öyle olcak demiştim bu sefer.. Neden öyle olmuyor peki yine niye bu oyunbozanlık; bak bunları yazabiliyorum ama yazamam sanıyodum ya...
İyi, kötü ; güzel, çirkin ; umutlu, umutsuz; mümkün, imkansız , içimden geçenlerin hepsi bu sekiz köşegenli iç dünyamda hepsi birer köşede oturuyolar ya hani ! Bazen üzüyor beni içlerindeki anlaşmazlık, halbuki iyi kabullenmeli kötüye aşık olduğunu , çirkin taptığını itiraf etmeli güzele, umutsuz imreniyor umutluya, mümkünle imkansız bugünlerde dargın biraz ve diğerleri ikiye ayrılıp taraf tuttukları için içimdeki bu kaos..
DURUM özeti budur!!!
Şu an kütüphanede oturup fizik çalışmam gerekirken önümdeki boş beyaz sayfaya bunları karalama isteği böyle kaleme geldi işte elektronların eksiden artıya akışı pek ilgimi çekmedi. Ama artık burda bitirmeliyim. Mümkün ile imkansız birbirlerini kabullenene kadar böyle gider benim hayatım.

Mayıs 6, BEYTEPE
kütüphane ( 12.50)
bahar-candan erçetin
çoktular ama hiç yoktular-bülent ortaçgil

Perşembe, Mayıs 06, 2010

herŞEY

Şimdi bişeyler yazmak lazım..İnsanların ne yapmak istediğine daha doğrusu neyi istediklerine bazen cidden akıl sır ermiyor. Bir yanım; "Neydi yani bu şimdi?" sorusu seni eskiden heyecanlandırırdı anladım ki senden geçmiş; bir olayın veya bir durumun net olmaması ya da ilerisini görememek, tahmin edememek yoruyo artık seni diyor..Yine de serde biraz gençlik kalmış ki sorular olmasa da varlığını hissetmek mutlu edebiliyo bak seni, belki de senden geçmemiştir de unutmuşsundur böyle şeyleri diyor diğer yanım..Önceki yazımda da belirttiğim üzere bir iktidar savaşı hala hakim iç dünyamda..
O zaman biraz da Teodan bahsedelim içimdeki bugünki iktidar savaşında cephe de koz olarak sürülen Teoman şarkılarına.. Süremiz kısıtlı olduğundan Teocuğum beni benden alan şarkılarının çoğunu söyleyemedi:( Ama olsunn , yine de insanoğlu yetinmeli diyenlerdenim hep..Yanımda hayatımı anlamlandıranların bi bölümü(olamayan ya da konser alanının başka bir köşesinde bulunanlar da olaydı iyiydi:( ), mikrofonda Teoman daha ne olabilirdi kii.. HerŞEYe rağmen güzeldi.. İktidardaki şu an böyle der ve iyi geceler dilerr:))

sevgi anlaşmak değildir- teoman

Pazar, Mayıs 02, 2010

..iç denizler

....................

'..dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık

konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında

duruyordu aramızda

oysa konuşsak, ya da dokunsak birbirimize

çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık

batık gemilerin deniz diplerini saran

umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze

birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden

ürküyorduk

bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında

bilmeden

birbirimize doğru ilerliyorduk.."



Çok severim Murathan Mungan'ın bu şiirini.. Hissediklerimi anımsatır bana zaman zaman..

Cumartesi, Mayıs 01, 2010

.zamana darbe

..ne kadar acımasız zaman ... Bazen uzun süre beklersin oldurmak için, uğraşırsın ya hani, ondan olmaz. Bir bataklıkta debelenirsin , debelendikçe içine çeker seni, sen çıkmak istedikçe o elini ayağını bağlar. Umutsuzluğa düşersin , son kez dersin; yine hüsran. O son kezler hiç bitmez ,senden bir parça olur zamanla. Çaba da harcamaya gerek yoktur artık kurtulmak için ;olmuyodur ,olduramıyosundur... Sona geldim dediğinde bir el uzanıverir kenardan ,tutup çıkarır seni. İnanmazsın başta ama O'dur işte..Sonra başlangıçta tanımlayamadığın değişiklikler baş gösterir. Bu bir iç darbedir aslında, zamana darbe belkide..Mutluluk, sevinç, karnının içine doluşuveren kelebekler, korku, umutsuzluk, gözyaşı, geçmiş, gelecek hepsi yanına yörene yerleşir; kim açık bulursa o gelir en baş köşeye oturur.. Bu aralar böyle benim hayatım, içimde sürekli bi iktidar değişikliği...

Pazar, Nisan 18, 2010

sona geldim..

Son çırpınışların bu içimdeki, az kaldı sona..
İlk önce kelimelerimden , sonra düşüncelerimden yitip gideceksin.
Ve bazen aklıma geldiğinde ,
Peşpeşe sıralanan duygu karmaşasından başka birşey olmayacak bana bakan gözlerin..
Ve ben tam senin kapından sana son kez rastlamayayım diye hızlı adımlarla çıkarken,
Sen beni izliyor olacaksın..
Kalbinde hissettiğin çizik, benim cidden artık sende olmadığımı anladığından sevgilim..
Ben sana hiç sevgilim diyemedim ; kısmet bugüneymiş.
İşte böyle..
Bu gidişi sen çok istedin, istediğin olsun..
Hayat senin hayatın ; mutlu olmalısın..

ben geldiimmm (:

Vay bee sonunda zeze bişeyler karalamaya başlıyor bloğuna..
---
Ne çok şey yazmışım meğer.. Artık bloğuma ilk can suyunu verme vaktidir diye içimden geçirip mazideki yazılarımın başına oturdum. Sırasıyla okudum herbirini..Akıntıda bir dal bulmuş ona tutunup kalmış bir BENle karşılaştım; dalsa nerdeyse koptu kopacak. En son kendimi çekmişim karaya doğru ve şu anda bu yazıyla karaya doğru çıkıyorum galiba. Okuduklarımın sonucunda şunu farkettim ki taa başında tahmin etmişim aslında hayatımın akışının nasıl olacağını ama yine de oynamak istediğim bir oyunmuş ki düşe kalka geldim bugüne..
O başlangıçtaki yazdıklarımı beğenirim ; (u)mutlu cümleler de vardır, arada kalmışlık da ,gözyaşı da.. Ama galiba onlar benimle kalmalı. Sadece şu kendimi karaya çekişim burda olsun istedim.. Dün bugün ve yarın diye ayırmalıyım belki de arşivimi; bu yazacağım dün için olsun....