birçok şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiçbir şey hatırlatmaz. Sesimiz, hafızamızda tek bir ışık bile yakmaz. Kendi sesimiz bize yabancıdır. Kendi kokumuzu da alamayız. Kokumuz da yabancıdır bize. Bu kadar yakın olup da sesine ve kokusuna yabancı olduğumuz tek insan kendimiziz. Belki de bu yüzden kendimizi tanımayız. Belki de bu yüzden bir başka insanın sesine ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. Belki de bu yüzden aşık oluyoruz. Belki de, bir başkasının sesini ve kokusunu kendi sesimizin ve kokumuzun yerine koymaya, bir başkasının sesini ve kokusunu bir parçamız gibi hissetmeye aşk diyoruz. Belki de, sevdiğimiz insanın sesine doğru akıp gitmemiz, aslında kendimize doğru yaptığımız bir yolculuk. Kendi sesimize ve kokumuza hafızamızda yer yok. Biz kendimize yabancıyız. O yüzden başkalarının sesiyle sevinip, başkalarının sesiyle acı duyuyoruz. Aşkı aramak, hep kendi sesimizi, kendi kokumuzu aramak belki. bizi dolaştıracak bir kılavuzu bulmaya çalışmak.. Terkedildiğimizde duyduğumuz acı, bir parçamızı kaybetmekten. Terkettiğimizde ardımızda bıraktığımız keder, terkettiğimiz insanın sesini ve kokusunu kendimizle birlikte götürerek geride bıraktığımız boşluktan. Aşkı yaşarken bunu hiç bitmeyeceğini sanmamız, bize bağışlanan büyük yanılgı sonucu, aşık olduğumuz insanın sesini ve kokusunu kendi parçamız sanmamızdan. Sesler ve kokular olmasa geçmişimiz olmazdı. Sesler ve kokular olmasa aşklar olmazdı. Sesler ve kokular olmasa acılar ve sevinçler olmazdı. Aşk kendimizin sandığımız bir sesin ve kokunun aslında bize ait olmadığını, bir başkasının sesi ve kokusu olduğunu anladığımız zaman . Yanıldığımız sürece aşığız biz. Seslerini kokularını istediklerimizin, vücutlarını da isteyeceğiz. Seni seviyorum dediğimizde, sen benim sesim ve kokumsun demek isteyeceğiz. Kendi hafızamızda başkalarının sesleri ve kokularını kılavuz yapıp dolaşabileceğiz ancak. Kendi geçmişimize ancak başkalarıyla ulaşabileceğiz. Aşk tanrısı, dünyayı yanılın emriyle yaratacak. Hep yanılacağız. Hep yanılıp yanıldığımız için hep acı çekeceğiz. Ama sevinçlerimizi de bu yanılgıya borçlu olacağız. Anıldığımız sürece seveceğiz. Sonra yanıldığımızı anlayacağız. Ve gidip yeniden yanılacağız.. |
| Ahmet Altan |
Salı, Haziran 29, 2010
Koku Ve Ses
Hoşbulduk Ankara (:
Krem şantili kocaman bir pasta gökyüzü...Güneş de var, sanırsın ki dev bir nazar boncuğu..Çok yağıyodu bizim oralar sırılsıklam oldum otobüse bininceye kadar ,haziranın sonundayız sözde! Ankara'ya yaklaştıkça güzelleşiyo hava; hava güzelleştikça yüzümde bir tebessüm ,iyi olcak gibi..Hani 2yıl önce oflaya puflaya geldiğim, şu sevmediğim Ankara; özlemişim..Başta sevmiyorum işte diye yakınırken "Zamanla seversin, her yerinde bi hatıran, seni bağlayan bişeyler olur" demişti bir zat. "Hıı tabii!!!" diye terslemiştim biraz. "Görücez zamanla.." demiş gülmüştü. Kendisi bilmiyo ama öyle oldu.Günler geçti Zeynep biraz daha sevdi Sayın Başkenti.. Yolun sonu Ankara , fallarda çıkan yollar bu yüzdenmiş.O zaman Hoşbulduk Ankara ben geldim (:
Kaydol:
Yorumlar (Atom)